Müvekkillerimize butik, güvenilir ve sürdürülebilir hizmetler sunuyoruz. 

Yazılar 

 

 

Kronik Rahatsızlıkları Olan Çalışanların Hukuki Durumu

 

Çalışanın kronik rahatsızlığının öğrenilmesi durumunda işveren öncelikle tüm fesih sebeplerinde olduğu gibi 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde “feshin son çare olması” ilkesi (ultima ratio) çerçevesinde hareket etmelidir.  Bu minvalde öncelikle, kronik rahatsızlığı olan çalışanın yaptığı işin sağlığını olumsuz yönde etkilemesi söz konusu ise o çalışanı işyerinde değerlendirebileceği başka bir pozisyon varsa, o pozisyonda değerlendirmeyi teklif etmelidir. Aynı şekilde çalışan da işvereninden sağlık durumuna uygun bir görevlendirme yapmasını talep edebilir. Ancak çalışanın sağlığı açısından başka bir pozisyonda görevlendirilmesi mümkün değilse ve yaptığı iş sağlığı açısından tehlike oluşturuyor ise, 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Sağlık Sebepleri” başlıklı 24’ncü maddesinin 1’ncı fıkrasının ( a ) ve ( b ) bendi gereğince çalışanın iş akdini haklı sebeple derhal feshi hakkı bulunmaktadır. Çalışanın 4857 sayılı Kanun’un 24/1’nci maddesi kapsamında iş akdini bildirim süresine uymaksızın derhal feshi hakkı için önem arz eden husus ise işçinin var olan hastalığından dolayı işine devam etmesi halinin işçinin sağlığı için tehlikeli olabileceği gibi işçinin herhangi bir hastalığı olmasa dahi var olan veya sonradan değişen durumlar nedeniyle yapılan işin işçinin sağlığı için tehlikeli olmasıdır. Yani önemli olan yapılan işin, işçinin sağlığı açısından tehlikeli olması ve bu tehlikenin var olan işin niteliğinden kaynaklanmasıdır. 

Konuya ilişkin Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 06.02.2017 tarih 2017/1819 Esas, 2017/1335 Karar sayılı ilamında;

 

“Davacının işyerine girerken aldığı sağlık kurulu raporunda, yer altı-yer üstü işinde çalışmaya elverişli olduğu yazılıdır. Feshe dayanak yapılan, 22.04.2014 tarihli sağlık kurulu raporunda ise kronik astım bronşit tanısı nedeniyle yer altı işçiliğinde ve ağır efor gerektiren işlerde çalışamayacağı belirtilmiştir. 05.05.2014 tarihinde başladığı dava dışı ... Şirketine sunduğu sağlık raporunda da yoğun efor sarfetmemek ve tozlu ortamlarda çalışmamak şartıyla doktor olarak çalışmasının uygun olduğu belirtilmiştir.

Mahkemece hükme esas alınan işyeri hekimi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda davacının sağlık sorunlarının işyeri hekimi olarak çalışmasına engel olmadığı belirtilmiş ise de açıklığa kavuşturulması gereken husus davacının sağlık sorunlarının işyeri hekimi olarak çalışmasına engel olup olmadığı değil mevcut hastalık nedeniyle davacının maden ocağı işyerinde çalışmaya devam edemeyeceğidir.

Bozma ilamı sonrasında işyerinde yapılan keşifte maden mühendisi bilirkişi, üretim yerine inerken taşınılan aydınlatma cihazı, gaz maskesi vs nedeniyle belli bir efor harcanmakta olduğunu, yer altındaki hava basıncı farkından dolayı toz konsantrasyonu oluşabileceğini belirtmiş olup maden ocağına gidiş geliş mesafesinin yaklaşık 30 km² alan olduğunu belirtmiştir.

Davacının yaklaşık 800 işçinin olduğu işyerinde tek hekim olduğu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 8. maddesi dikkate alındığında davacının yer altına inmeden koruyucu hekimlik görevini yapamayacağı, bu görevi gereği gibi yapmamasının yaptırıma bağlandığı dikkate alındığında davacının sadece yer üstünde çalışmasının mümkün bulunmadığı, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/I-a maddesinde tanımlanan sağlık nedenleriyle haklı fesih koşullarının somut olayda oluştuğu anlaşıldığından davacının iş akdine haklı nedenle son verdiği kabul edilerek kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile talebin reddedilmesi hatalı olup bozma nedenidir.” denilmiştir.

YAZININ TAMAMINA AŞAĞIDAKİ LİNKTEN ULAŞABİLİRSİNİZ...

https://www.safezonejournal.com/wp-content/uploads/e-dergi/sayi3/index.html#p=44

Detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz, sizlerle tanışmak ve fikir alışverişi yapmaktan memnuniyet duyarız.

Ad *
E-posta *
Şehir *
Mesaj *